Bu makale ilk olarak hakikat hakkının uluslararası hukuk alanındaki kaynaklarını
ve hukuki statüsünü belirlemeye çalışacak. Bunun için de makalede, geçiş dönemi
adaleti alanına girilerek, geçmişteki ağır ihlallere ilişkin hakikati bilme hakkı
kavramının evrimi takip edilecek. Bu hakkın, silahlı çatışma ya da baskıcı rejimler
sonrası ağır insan hakları ihlallerinin açığa çıkartılması ve araştırılması amacıyla
başvurulan bir hak olarak kolektif karakterine olduğu kadar, yasama ve yargılama
sürecindeki ayrıksı karakterine de dikkat çekilecek.