Bu makalede, göçmen kadınların bir yandan devlet-destekli kısıtlayıcı göç yasaları ile kayıtdışı sektörde çalışmaya ve eşitsiz ilişkiler içinde yaşamaya itilirken; diğer yandan fuhuş rejimi tarafından 'yasadışı' fahişe olarak damgalandıkları ve cinsel şiddete karşı savunmasız bırakıldıkları iddia ediliyor. Bu ortamda, özellikle de 'rıza'nın para almak üzerinden tanımlandığı bir fuhuş rejiminde, seks ticareti mağdurlarını tanımlamak hem kağıt üzerinde hem de uygulamada zorlaşıyor. Dolayısıyla sorun göç ve fuhuş ile ilişkilendirilmedikçe Türkiye'nin seks ticareti ile mücadelesinin etkisiz ve yüzeysel kalacağı ileri sürülüyor.